Forum Başlıkları  

12-07 12:37 ZİYARETÇİ DEFTERİ > Yeni Fotolar (1)
11-03 12:19 ZİYARETÇİ DEFTERİ > Uyarı (1)
11-25 15:25 ZİYARETÇİ DEFTERİ > Bayram (1)
09-26 08:11 ZİYARETÇİ DEFTERİ > GELENEKSEL SÖYEMBİKE VE 1552 KAZAN ŞE... (1)
09-19 20:22 ZİYARETÇİ DEFTERİ > BAYRAM (1)

  Yeni Eklenenler  

Köyümüzden Manzaralar > Köyümüz- Temmuz 2014 (2014-12-07)
Köyümüzden Manzaralar > Köyümüzün Baharda Görünümü (Mayıs... (2014-01-27)
Köylüler: Video - MP3 > Uraldaki Köylülerimiz (2009-02-17)
Makaleler > Qazannï saklauçïlarga jaki jök ta... (2008-07-31)
Makaleler > Törkiye: şeherler hem şehesler (2008-06-27)

   Yeni Linkler:  

   Son Yorumlar  

Haber #114 (nurahmet, 02-13)
Haber #112 (nurettin, 05-22)
Haber #112 (nurahmet, 01-28)
Haber #112 (nevzat demircan, 01-24)
Haber #112 (cantalip, 01-24)
Haber #110 (cantalip, 10-30)
Haber #111 (cantalip, 10-30)
Sayfa #77 (cengizhan.1965, 12-29)
Haber #103 (cengizhan.1965, 06-22)
Haber #97 (İsmet, 04-19)

   Anketler  

Yok


  • Bakiye DURAN Röportajı
    Haberler   by admin

     
    Köylümüz, Bakiye DURAN ablamızın, Zaman Gazetesinde 02.12.2007 Günü bir roportajı yayınlanmıştır. Masa başında, kahve köşelerinde ömür çürüten bizlere çok dersler veriyor. Daha uzun yıllar spor hayatının devamını diliyoruz.

    http://pazar.zaman.com.tr/?bl=5&hn=1530
    Zaman Gazetesinin yukarıdaki adresinden aldığımız yazıyı aynen aşağıya aktarıyoruz.

    Bakiye Duran Bayan Maratona!


    NURULLAH KAYA

    Koşucunun hasını maratonda maratoncuyu da ultrasında görmek gerek. ‘Bu işin ultrası da mı?’ olur demeyin. Kimisi 50, kimisi 100, kimisi de 200 kilometredir bu maratonların ultrası. İnsanın koşabileceği belki de en son mesafedir ultra maratonlar.
    Futbol dışında pek fazla sporu ve sporcuyu tanı(ya)madığımız, tanısak da skandallarıyla hatırladığımız Türkiye’de, Bakiye Duran isimli bir ultra maratoncu olduğundan ne yazık ki çoğumuzun haberi yoktur. 48 yaşında olmasına rağmen 100 kilometreyi ‘bana mısın’ demeden koşan Bakiye Duran, Süreyya Ayhan’ın tartışıldığı bu günlerde sessiz sedasız bir ultra maratona daha keyifle hazırlanıyor.

    Samsun’un Havza ilçesinde dünyaya gelen Duran, lise yıllarında salon sporları yapmaya başlar. 19 Mayıs Üniversitesi’nde kimya öğretmenliği okuduğu yıllarda daha çok masa tenisiyle uğraşan Duran, ciddi manada hiçbir spor dalına eğilmez. Üniversiteyi bitirince tayini Mardin’e çıkar. Sporu adeta yaşamının bir parçası haline dönüştüren Bakiye öğretmen, Mardin’deki çocukların spor yapma iştiyaklarını görünce çok sevinir. Ancak şehirde doğru düzgün ne beden eğitimi öğretmeni ne de spor tesisi vardır... Şehirde spor yapmak isteyen çocukları toplayarak adeta bir spor seferberliği gerçekleştirir. Hatta erkeklerden oluşan bir futbol takımı kurar ve ciddi ciddi maçlara katılır. Bakiye öğretmenin ikinci tayini İstanbul’a çıkınca hayatı bir anda çok daha farklı bir yöne doğru kayar. İstanbul’a geldiği ilk yıl, atletizme eğilim gösterir. Pek çok sporcunun antrenmanı ve yarışmayı bıraktığı bir yaşta, müsabık sporcu olmak için kolları sıvar. Antrenmanlara dört elle sarılan Duran, Beşiktaş Kulübü’nün atletizm takımına girmeyi başarır. Orta ve uzun mesafelerde gayet iyi bir performans ortaya koyduğunu belirten Duran, “Koşmak benim için vazgeçilmez bir tutkuydu. Koşmayı çok ama çok seviyordum. O yıllarda 800 metreden, 10 bin metreye kadar pek çok kategoride yarış koştum. Babam vefat ettiğinde 8 kardeşime bakmam gerekiyordu. Hem ailem, hem öğretmenlik görevim, hem de antrenmanlara vakit ayırmak öyle kolay değildi.” şeklinde konuşuyor.

    Antrenmanda 10 köyden geçiyor

    Türkiye’de futbol dışındaki spor dallarının pek fazla gündeme gelmediği bir ortamda maratonun ve ultra maratonun tanınmamasının çok doğal olduğunu anlatan Duran, hislerini şu şekilde dile getirmeye çalışıyor: “Maratona niyetlenen birinin mutlaka koşuyla barışık bir yaşamının olması gerekiyor. İmkânsız görünen bu mesafeleri koşanların ayrı bir tutkun kitlesi var. Bizler, yüzlerce kilometre koşmayı artık yaşamımızdan bir parça haline getirmiş bulunuyoruz. Hele de sabahları yok mu? Sabahın beşinde kalkıyorum. Şile’de, Çekmeköy’de, Riva’da ve sahilde hiç kimselerin olmadığı anlarda, hayatın sessiz tadını çıkartıyorum. Sonra koşarken şu cümleler aklımdan geçiyorum: Allah’ım herkes şu an uyurken ben tertemiz bir havada, sessizliği hissedip hayatta var olduğumu daha iyi anlıyorum. Şükürler olsun sana.”

    Saatlerce ve kilometrelerce koşmaya nasıl dayandığıyla ilgili sık sık sorulan sorulara gayet rahat cevaplar verdiğini belirten milli atlet, “Allah insana öyle özellikler vermiş ki, insan bunları çalışıp açığa çıkartarak hayatta çok güzel işleri başarabilir. Her insanda farklı bir yetenek olduğunu düşünüyorum.” diyor. Antrenmanlarında en az 10 tane köy dolaştığından söz ederken tebessümünü gizlemeyen Bakiye Duran, köylülerin atletizme şehirlilerden daha sıcak yaklaştığını vurguluyor. Kilometrelerce yol kat ederken geçtiği köylerde sempatiyle karşılandığını, üstelik köylülerin, domates, meyve ve köy ekmeği gibi birçok ikramıyla açlığını dahi giderdiğini belirtiyor. Spor kültürünün farklı bir olgu olduğuna vurgu yapan Duran, şunları söylüyor: “Şehir içinde koşarken, ‘Şunun zoruna bak. Bu saatte deli gibi neden koşuyorsa’ gibi ifadeleri sürekli duyuyorum; ancak şehirden çıkıp köylere doğru yaklaştığım zamanlarda kırsal insanı, beni daha çok benimsiyor. Çünkü onlar emeğin ve akıtılan terin anlamını daha iyi biliyorlar. Bakın size bir anımı anlatayım. Bir ara yoğun yarış temposuna girmiş ve sürekli yurtdışına çıkmıştım. Döndüğümde antrenman yapmak için yine köylere doğru koşmaya başladım. Köylüler beni gördüğünde, önümü kesip ‘Sen nerelerdesin? Hiç gözükmüyorsun. Biz seni merak ettik.’ dediklerinde çok etkilendim.” Kimya öğretmeni olduğu için beslenme noktasında bilgi sahibi olduğunu vurgulayan tecrübeli sporcu, ilaç ve doping alan sporculara tamamen karşı bir tutum sergilediğini ısrarla dile getiriyor. Performansı artırıcı ilaçların içinde arpa, yulaf kepeği ve bolca meyve şekerleri bulunduğunu, ilaç firmalarının insanları kandırdığını belirtiyor.

    Yorumlar : (4)

Tüm Başlıkları Aç / Başlıkları incele   Arşiv